php öğreniyorum!
bir kaç gündür php ile felan uğraşıyorum bi iki bişey de kaptım,
buyrunuz efenim karadeniz ve marmara “array” “li” si 
——————————————————–
<ul>
<?
$arr = array("karadeniz", "marmara");
for ($i = 0; $i < count($arr); $i++) {
echo ‘<li>’.$arr[$i].’</li>’;
}
?>
</ul>
——————————————————–
- karadeniz
- marmara
çıktısı verir….
ben küçükken
beş yaşındaydım evimizin üstünden, yükseklerden bi helikopter geçti kendimi çok şanslı hissettim helikopter görmüş biriydim artık…
ilk defa evimin sokağından ayrılma sebebim gazoz kapağı toplamak içindi…
ben küçükken “şakşak turizmin yavşak yolcuları” şeklinde başlayan bi tekerlememsi vardı lan! uyuz oluyodum en sevmedigim çocuk şakasıydı…
olmamama rağmen derken ki “olmamama” kelimesi ne pis kelimeymiş ya Ceza şarkısı gibi, mama ma ma maykrofoun…
bi de zamanıyla portakalı soydum başucuma koydum durdu bi süre orda, yemedim, bakalım dedim noluyo. böyle süzüldü, buruştu, karardı, it boku gibi bişiye döndü koktu felan attım sonra…
herkes fasulye çimlendirdi evde fasulye yoktu nohut çimlendirdim küçük yeşil yaprakları var çok güzel fasulye gibi de kokmuyor çimlenme süresince çok sevmiştim…
3. sınıfta kızlar öptü beni, o günki kadar mutlu olamadım bi daha…
tayfun’un hadi yine iyisin şarkısını ezberledim ama söyleyemedim sınıfta hiç, utandım, helvacıoğlu flüt’üm vardı onunla çaldım felan…
helvacıoğlu olmasına rağmen neden flüt üretiyor bu adamlar diye de düşünmüşlüğüm vardır…
mahallede bi çocuk vardı, kavga ederdik, yaşı benden küçüktü ama ben dayak yerdim hep karın boşluğuma vuruyodu olm karnım ağrıyodu benim napim…
ya 3. sınıftayken süperdi ya kızlar beni öpmek için sıraya giriyodu ben onları öpecem diye binbir takla atmıyodum. gene 3. sınıfta olmak istiyorum ben…
Hakan anneme “Aykut bilmemkimi seviyor sınıftan” demişti. yok ya yok hayır hayır valla bak diye yalanlamaya felan çalıştım niyeyse sevmek ayıp bişey gibi geldi herhalde o zaman…
Ford minibüs olan dolmuşlar Magirüslerle değiştirildiği ilk zamanlarda otomatik kapı açılır açılmaz kaçıyodum parayı vermeden
her zaman diil tabi…
Turnike vardı Seç Bakalım vardı Gol Show, İner Misin Çıkar Mısın, Hayat Ağacı, Yalan Rüzgarı, Uzay Yolu, MacGyver felan vardı…
ay dede ay dede yolculuğun nereye?..
Arash – Pure Love
Son günlerde facebook sağolsun arayıp da bulamadıgımız her halttan haberdar olduk . 2-3 günde bir yeni bişeyler popüler oluyor ve aynı hızla ortadan kayboluyor. POP çılgınlığının, tüketimin son raddesindeyiz.
De ki hiç mi bişeyler üreten yok? Tabi ki var ama orjinalite kayboldu herkes biyerlerden bir şeyler çalıyor, kendine mal ediyor ve nasıl bir yüzsüzlüktür asla anlayamıyorum çıkıp ortaya ahanda ben yaptım super oldu kafasıyla dolaşıyor gurur duyuyor.
Noldu hemşo neye kızdın bu kadar diycen buyur efendim ahanda klip (izleyin ama meshuliyet kabul etmiyorum) Arash diye bir amca (kendisi Azeri asıllı Tahran doğumlu İsveç’li şarkıcıymış viki öyle diyor) çıkmış bir klibi var Pure Love diye, kac aydır, harika klip, mükemmel aşk bilmem bişisi felan diye gonderir durur arkadaşlar facebook’da. Bu satırdan itibaren saydıracaklarımı lütfen kimse kişisel almasın zira direkmen (süpermen gibi bi kahraman bu da radyoaktif elektrik direğine çarptıktan sonra direkmen olarak maceradan maceraya koşar) bu klibi yapan kafalaradır serzenişim, klibi, şarkıyı, amcanın sesini felan beğenmiştirsiniz benim olayım sizinle değil. Sihtir ordan yavuşak ne anlarsın gibisinden her turlu yorum şahsımı bağlamaz aksine okuduğunuzu anlamadığınızın göstergesidir.
(devamı…)
Bakarca Top – 5 -
5 – Boş ver ne yapacaksın, ver hele elini. (Zafer Çağlayan – Sanayi ve Ticaret Bakarcası (uzattığı elini gormezden gelip, bu zamana kadar nerdeydiniz? seçim zamanı mı geliyorsunuz diyen vatandaşa))
4- Artislik yapma, sesini yükseltme (M. Mehdi Eker – Tarım ve Köy İşlerine Bakarca, Başbakarcadan kaparca ilk fırsatta vatandaşa satarca, balık baştan kokarca. (Sayın bakaım diye derdini anlatmaya çalışan vatandaşa))
3- Ulan bana anayasayı öğretme! (RTE – Başbakarca)
2- Babalar gibi satarız! (Kemal Unakıtan – Maliyeye Bakarca, işine gelince satarca)
1- Ananı da al git! (RTE – Başkakarca)
++ BONUS ++
Rabbime sordum cleveland dedi (Ahsen Unakıtan – Maliye Bakarcasının zevcesi)
Fuat Saka -Lazutlar 2008- Burun
Sana malik olan ne bahtiyardır
Hey zeka membaı hey koca burun
Bazı burun var ki sanki hıyardır
Bence en alası atmaca burun
Burun deyip geçme sakın arkadaş
Burun var çıkartır yoroza da taş
Sofrada çanağa sallarken kaşık
Mutlaka girmeli sütlaca burun
(devamı…)
Okan kişisinin dikkatine!
Okan adlı bir okuyucu “slm hanımlar ben okan tesettürlü hanımlarla tanışmak istiyorum.34 yş,1.70,by” diye bir yorum yazmıs sonra ulan bu “tesetturlu hanımlar” bana nasıl ulaşacak diye dusunup(!) telefon numarasını yazdıgı bir yorum daha yollamış, “Muslumanlar için islami arama motoru” yazıma.
“ulan biiiip ulan biiiiiiiip lan biz godoş muyuz? burası ne sitesi kır hayvanı. ne anladın bu yazıdan da boyle bi yorum yaptın gonderdin?” diye bir mesaj atayım dedim sonra vazgectim (vazgecme sebebim frontal lobumun gayet saglıklı calısması imiş sonradan yaptıgım arastırmalarımda ogrendim)
House M.D. izleyen adamım etkilenmedim desem yalan olur aldım siyah marker’ı elime sirketin tahtasının onune gectim bu amcanın semptomlarını bir bir yazdım.
hareketlerinin sonuclarını dusunememe
makul karar verememe
deger yargılarının kaybolması
anlamsız taleplerde bulunma
(devamı…)
Superzor hizmet II -i cant break up-
my hearth burns with your longing
im woozy with your spectre
you are my life, you are my soul
what im gonna do with me without you
i didnt forgot even if you forgot
my wound goes deep, im so worse
aeaaah i didnt tell you to inquirers
i cover you up from myself
i cant break up from your hands
i cant break up from your eyes
i cant break up from your rose shaped face
dont throw me away!..
performed by İbrahim Tatlıses (something like Abraham Sweetvoice
)
hani bunun Türkçesi de olsa dadından yinmezdi diyenler için (devamı…)
Müslümanlar için İslami arama motoru (!)
İnternet uçsuz bucaksız bir kaynak ne ararsan var, hatta aramadığın şeyler bile karşına çıkabiliyor çoğu zaman. Rahatsız edici içerik ile karşılaşmamak için bir sürü yöntem de yok değil. “Nedir bu yöntemler?” derseniz buna da yazının devamında değineceğim öncelikle konumuza dönmek istiyorum.
(devamı…)
Yeni bir sayfada sana bakmak!..
:’(
…
Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden açan soran bere budak yok
Bir şiir istersin
“İçinde benzetmeler olan”
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel bir şey yok
…
şiirin tamamı için (devamı…)
Kiros’un ili, Anka’nın tüyü…
Çelebinin acarı Kafdağındaki Zümrüd-ü Anka’yı bile görmüş bir gezginin yolu kuzeyin rum ilinden yöre halkı “boynuz” der “Kiros” a düşer. Burda oyle bir yemiş vardır ki çelebinin çok hosuna gider, bu yemişten Sultan’a illa ki sunmak isteyen Çelebi düşünür taşınır da uzun yolları nasıl aşıp aynı guzellikte sunacağını bilemez. Bir yolunu bulana kadar Kiros’da kalmaya karar verir. Çelebinin hikayeleri Kiros’da meşhur olur, her akşam bir eve konuk olan çelebi hem hikayelerini anlatır hem de karnını doyurur.
Zemherinin karasından bir gece Çelebinin bir ziyaretinde yediği yemek dikkatini çeker. Sorar öğrenir ki bu yemek yazın yemişinden yapılmıştır. Kiros’un ahalisi bu meyveyi daha taze iken toplayıp tuzlayarak küplere koyar kışın ise yarım gune yakın suda bekletir tuzu cıktıktan sonra ise soganla kavurarak sıcak bir yemek yapar. Yazın tatlı sulu yemişi kışın da sofraların aşıdır.
(devamı…)