"Title" "Başlık" manasına gelir, başka mana arayanın kendi fesatlığıdır! Yoksa başlıktan gayrı title ne işimiz var! :P Dimi ama?

Hürriyet’in haberine göre Amerika’lı Irak gazisi Rick Yarosh bir patlamada vücudunun büyük bir kısmı ile yanan yüzünü kimselerden saklamıyor bu halinden utanmıyormuş. Yine Amerika’lı ressam Matthew Mitchell’a portresini yaptıran Rick bu portresini Washington’da bir müzede sergileyecekmiş. Bu hareketiyle “Savaşın insani boyutunu yansıtmayı” hedefliyormuş kendisi. (kaynak)

Paladin

Amerikan askerinin kafasına da hayranım. Normalde bi baltaya sap olamamış insanların “Asker” bari olayım deyip verilen gazla kendilerini Paladin sanarak kuşandıkları gibi adaletin çekicini (örneğin Javelin Missile) Culling of Stratholme görevine çıkmış gibi Irak’a koşmalarını sağlayan “eğitim, özgüven ve felsefe” birikimini çok merak ediyorum. Saddam ele geçirilip idam edilmiş, Secondary Objective olarak kitle imha silahları bulunamamışsa da “Mission Accomplished” olmuştur. Lakin bu “Kutsal Amaç” (bkz: dünya barışı) uğrunda şavaşırken patlama esnasında bu askerin Divine Shield‘ı açılmamış kendisi bir anda alevler içinde kalmıştır. Savaşın insani yönü de uzakdan gelen özgürlük savaşçıları amcaların evlerini başına yıktığı siviller (kadın, çocuk yaşlı vs hatta bonus olarak kadınlara tecavüz de edilebilir) değil, Amerika’da evinde elinde birası terden gri/sarı renk almış atletiyle Amerikan Futbolu izleyen Redneck’in yanmış yüzüdür.

Bu kafanın Türkiye’deki yansıması tam küresel olamamış, daha ulusal meselelerin peşindedir. Vatanperverdir, icabında kalkar evinden 1000km yol yapar haine kurşun sıkar, icabında “Orhan Pamuk akıllı olsun.” şeklinde ayar verir.

16 Mart 1911’de Gunzburg Bavaria Almanya’da 3 çocuklu ailenin en büyüğü olarak dünyaya geldi. 1935’de Munih Üniversitesi’nde Antropoloji, 1938’de Frankfurt Üniversitesi’nde Tıp doktorasını verdi.

24 Mayıs 1943’te Auschwitz-Birkenau Çingene Kampında Tabib Subay olarak görev aldı. Mengele Auschwitz’i ırsiyet çalışmaları için insanlı deney yapabileceği bir fıssat olarak gördü ve değerlendirdi. Özellikle tek yumurta ikizleri ile ilgilendi. 0-6 yaş tek yumurta ikizlerini topladığı özel bir kışlası vardı. Mengele’nin denekleri daha ii bakılıyor ve besleniyordu. Çocukları şekerlemelerle ziyaret ediyor kendini “Mengele Amca” diye tanıtıyordu. Gaz odalarından kurtulan denekler ona “Koruyucu Mengele” demişlerdi.
Şimdi sayın okuyucu diyebilirsin ki “Yahu madem bu derece güzel insan, kendini bilime adamış bir tıp neferi nasıl olmuş da “En çok aranan savaş suçlusu” olmuş?”

Kendisine denekleri hakkında hesap soranın olmadığı ortamda gözlerinde “Güç Benim” bakışlarıyla sonsuz merakını sıradışı metodlarıyla, deneyleriyle doyurmaya çalışmış. Yeni doğan bir bebek hiç beslenmeden ne kadar yaşayabilir?, İnsan vücudu soğuğa ne kadar dayanabilir, gibisinden deneyler yapmış, anestezi kullanmadan kalp ve mide ameliyatları gerçekleştirmiştir. Gözlere kimyasallar enjekte ederek göz rengini değiştirme, normal bir şekilde doğmuş ikizlerden ameliyatla vücutları/damarları birleştirilmek suretiyle siyam ikizi ortaya çıkarma çabaları en bilinen manyaklıklarındandır. Bu deneyler genellikle kangrenle ve sonrasında ölümle sonuçlanıyordu. Deneyler esnasında biri ölen ikizlerden diğerini de uykuda kalplerine kloroform enjekte etmek suretiyle öldürüp karşılaştırmalı otopsi yapmıştır.

1944’te savaş suçlusu ilan edilen Mengele ODESSA ağı sayesinde Güney Amerika’ya kaçmış 34 yıl boyunca Müttefik Kuvvetlerin ve Mossadın kendi için başlattığı “kelle avı”‘ndan kaçabilmiş 7 Şubat 1979’da Brezilya’da ölmüştür.

Josef Mengele hakkında daha detaylı bilgi için link (içerik ingilizcedir)

7 Temmuz 1789’da açlık ve sefaletten muzdarip halk ayaklanarak sarayın kapısına dizilmişler “açız” ana temalı sloganlarını atmaktaydılar. O sırada içeride keyfinde aleminde olan kraliçe ise “Halk ekmek bulamıyorsa pasta yesin” tadında takılıyordu. Meanwhile kapı önündeki kalabalıktan birisi “Kraliçenin ne yediğimizden haberi varmı?” serzenişinde bulunmuş akabinde Kraliçe’yi korumaya and içmiş d’Artagnan’ın (ki kendisinin filmin devamında Kraliçe’yle ilişkisi olduğunu da anlıyoruz, meğersem Leonardo Di Kabriyo’nun babasıymış) “Senin, Kraliçe’nin ne yediğinden haberin var mı?” cevabıyla kendine gelmiştir. Bu tarihi cevaptan sonra bi süre sessizlik olmuş ve kalabalık usulca dağılmıştır.

Olaylardan sonra halk taş toprak kemirerek bir hafta daha dayanabilmiş, bu kez yeni bir taktik deneyerek 14 Temmuz 1789 günü Bastille Hapishanesini basarak mahkumları serbest bıraktı. Sonrasında işte meclis felan topladılar bildiri mildiri okudular (İnsan ve Yurtdaş Hakları Bildirisi). Hemen önlem alan hükümet(!) youtube erişimini kapattırdı.

Olaylardan tırsan burjuvazi Majesteleri Fransa ve Navarre Kraliçesi Josephe Jeanne Marie Antoinette von Habsburg-Lorraine (Jozef Jan Mari Antuanet von Habsburg Loren) nin kardeşi 2. Leopold’a (Peter Leopold Joseph Anton Joachim Pius Gotthard) verdiler gazı, o da “ulan bir iki devlet daha destek versin ben bu çapulcu sürüsünün alayının g*tunu keseyim” dedi ve girdi yola. Sonra Mart 1792’de Viana’da zort diye ölünce II. Leopold, Cumhuriyeti ilan ettiler ardından da Giyotini icat ettiler Fransız devrimciler. Giyotinin icadından dolayı 1793 ile 1794 seneleri arasında 18000 ile 40000 kişinin sevinçten kafası gövdesinden ayrıldı ki en çok sevinen de Kral oldu.

Eğer hala aranızda Internet Explorer 6 kullanan varsa muhtemelen, 2001 yılında çıkmış, katır yüküyle güvenlik açığı bulunan (ki bunlardan bazıları bilgisayarınıza sizin izniniz hatta bilginiz olmadan zararlı programlar yüklenilebilmesine olanak sağlayan güvenlik açıkları. Bu da demek oluyor ki online kredi kartı, banka hesabı, elektronik ticaret, e-posta ve site üyelikleri, hatta kendi bilgisayarınızdaki size özel bilgiler güvende değil) bir internet tarayıcısını kullandığınızı bilmiyorsunuz.

İyi de ben sadece youtube’a giriyorum bi de facebook’uma bakıyorum diyebilirsiniz lakin google, youtube, facebook gibi buyuk, gunluk hayatta en cok kullanılan sitelerin Internet Explorer 6 desteğini kaldırdığı yada kaldırmakta olduğundan bihabersinizdir.

İşte burda saydığım bir iki sayamadığım zirilyonlarca sebep yuzunden tavsiyem odur ki Firefox 3.5, Opera 9.6, Internet Explorer 8, Chrome veya en azından Internet Explorer 7 ye geçip internetin keyfini çıkarın. Ben zaten bunlardan birini kullanıyorum diyorsanız siz zaten süper bir insansınız.

Peki bana ne de sizi uyarıyorum Internet Explorer 6 kullanmayın diye? Internet Explorer 6 ne kadar hızlı ölür ise hazırladığım bir çok siteyi IE6 ya optimize edicem diye göbek çatlatmayacağım ve hazırlamış olduğum superkiper scriptler, stillendirmelerin IE6’da patlayıp patlamayacağını düşünerek uykularım kaçmamış olacak.

Opera indirmek için http://www.opera.com/browser/download/
Firefox indirmek için http://www.mozilla-europe.org/tr/firefox/
Google Chrome indirmek için http://www.google.com/chrome
Internet Explorer 8 indirmek için http://www.microsoft.com/windows/internet-explorer/default.aspx (şu an Türkçe’si yok)
Internet Explorer 7 indirmek için http://www.microsoft.com/turkiye/windows/ie/default.mspx

php öğreniyorum!

bir kaç gündür php ile felan uğraşıyorum bi iki bişey de kaptım,
buyrunuz efenim karadeniz ve marmara “array” “li” si🙂
——————————————————–
<ul>
<?
$arr = array("karadeniz", "marmara");
for ($i = 0; $i < count($arr); $i++) {
echo ‘<li>’.$arr[$i].'</li>’;
}
?>
</ul>
——————————————————–

  • karadeniz
  • marmara

çıktısı verir….

ben küçükken

beş yaşındaydım evimizin üstünden, yükseklerden bi helikopter geçti kendimi çok şanslı hissettim helikopter görmüş biriydim artık…

ilk defa evimin sokağından ayrılma sebebim gazoz kapağı toplamak içindi…

ben küçükken “şakşak turizmin yavşak yolcuları” şeklinde başlayan bi tekerlememsi vardı lan! uyuz oluyodum en sevmedigim çocuk şakasıydı…

olmamama rağmen derken ki “olmamama” kelimesi ne pis kelimeymiş ya Ceza şarkısı gibi, mama ma ma maykrofoun…

bi de zamanıyla portakalı soydum başucuma koydum durdu bi süre orda, yemedim, bakalım dedim noluyo. böyle süzüldü, buruştu, karardı, it boku gibi bişiye döndü koktu felan attım sonra…

herkes fasulye çimlendirdi evde fasulye yoktu nohut çimlendirdim küçük yeşil yaprakları var çok güzel fasulye gibi de kokmuyor çimlenme süresince çok sevmiştim…

3. sınıfta kızlar öptü beni, o günki kadar mutlu olamadım bi daha…

tayfun’un hadi yine iyisin şarkısını ezberledim ama söyleyemedim sınıfta hiç, utandım, helvacıoğlu flüt’üm vardı onunla çaldım felan…

helvacıoğlu olmasına rağmen neden flüt üretiyor bu adamlar diye de düşünmüşlüğüm vardır…

mahallede bi çocuk vardı, kavga ederdik, yaşı benden küçüktü ama ben dayak yerdim hep karın boşluğuma vuruyodu olm karnım ağrıyodu benim napim…

ya 3. sınıftayken süperdi ya kızlar beni öpmek için sıraya giriyodu ben onları öpecem diye binbir takla atmıyodum. gene 3. sınıfta olmak istiyorum ben…

Hakan anneme “Aykut bilmemkimi seviyor sınıftan” demişti. yok ya yok hayır hayır valla bak diye yalanlamaya felan çalıştım niyeyse sevmek ayıp bişey gibi geldi herhalde o zaman…

Ford minibüs olan dolmuşlar Magirüslerle değiştirildiği ilk zamanlarda otomatik kapı açılır açılmaz kaçıyodum parayı vermeden🙂 her zaman diil tabi…

Turnike vardı Seç Bakalım vardı Gol Show, İner Misin Çıkar Mısın, Hayat Ağacı, Yalan Rüzgarı, Uzay Yolu, MacGyver felan vardı…

ay dede ay dede yolculuğun nereye?..

Arash – Pure Love

Son günlerde facebook sağolsun arayıp da bulamadıgımız her halttan haberdar olduk . 2-3 günde bir yeni bişeyler popüler oluyor ve aynı hızla ortadan kayboluyor. POP çılgınlığının, tüketimin son raddesindeyiz.

De ki hiç mi bişeyler üreten yok? Tabi ki var ama orjinalite kayboldu herkes biyerlerden bir şeyler çalıyor, kendine mal ediyor ve nasıl bir yüzsüzlüktür asla anlayamıyorum çıkıp ortaya ahanda ben yaptım super oldu kafasıyla dolaşıyor gurur duyuyor.

Noldu hemşo neye kızdın bu kadar diycen buyur efendim ahanda klip (izleyin ama meshuliyet kabul etmiyorum) Arash diye bir amca (kendisi Azeri asıllı Tahran doğumlu İsveç’li şarkıcıymış viki öyle diyor) çıkmış bir klibi var Pure Love diye, kac aydır, harika klip, mükemmel aşk bilmem bişisi felan diye gonderir durur arkadaşlar facebook’da. Bu satırdan itibaren saydıracaklarımı lütfen kimse kişisel almasın zira direkmen (süpermen gibi bi kahraman bu da radyoaktif elektrik direğine çarptıktan sonra direkmen olarak maceradan maceraya koşar) bu klibi yapan kafalaradır serzenişim, klibi, şarkıyı, amcanın sesini felan beğenmiştirsiniz benim olayım sizinle değil. Sihtir ordan yavuşak ne anlarsın gibisinden her turlu yorum şahsımı bağlamaz aksine okuduğunuzu anlamadığınızın göstergesidir.
Read the rest of this entry »

Etiket Bulutu