"Title" "Başlık" manasına gelir, başka mana arayanın kendi fesatlığıdır! Yoksa başlıktan gayrı title ne işimiz var! :P Dimi ama?

Çelebinin acarı Kafdağındaki Zümrüd-ü Anka’yı bile görmüş bir gezginin yolu kuzeyin rum ilinden yöre halkı “boynuz” der “Kiros” a düşer. Burda oyle bir yemiş vardır ki çelebinin çok hosuna gider, bu yemişten Sultan’a illa ki sunmak isteyen Çelebi düşünür taşınır da uzun yolları nasıl aşıp aynı guzellikte sunacağını bilemez. Bir yolunu bulana kadar Kiros’da kalmaya karar verir. Çelebinin hikayeleri Kiros’da meşhur olur, her akşam bir eve konuk olan çelebi hem hikayelerini anlatır hem de karnını doyurur.

Zemherinin karasından bir gece Çelebinin bir ziyaretinde yediği yemek dikkatini çeker. Sorar öğrenir ki bu yemek yazın yemişinden yapılmıştır. Kiros’un ahalisi bu meyveyi daha taze iken toplayıp tuzlayarak küplere koyar kışın ise yarım gune yakın suda bekletir tuzu cıktıktan sonra ise soganla kavurarak sıcak bir yemek yapar. Yazın tatlı sulu yemişi kışın da sofraların aşıdır.

Hemen bir küp hazırlar Çelebi gönderir Sultan’a bir tarif ile birlikte. Sultan bakar ki tarif 3 satır yok iken Çelebi 10 sahife methiye düzmüş yemişe. Yemek yapılır Sultan’ın önüne getirilir. Yemeği çok beğenen Sultan en iyi iki bahçevanı ile bir de katip gönderir Kiros iline. Yemişin de adı bu şehir ile anılır artık. Kiros derler, yetiştiği yere de Kirosun ili.

Bahçevanlar ile katip şehre vardıklarında Çelebi çoktan yeni ellere yola çıkmıştır. Lakin giderken birde mucize gerçekleştirmiştir. Bir dua yazmıştır meşale alevi gibi yanar tüyden kalemiyle kagıda acem dilinde. Hemde derlerki ne hokka var imiş ortalıklarda ne mürekkep. Kim ki duayı 33 kere okur istedigi gercek olurmuş. Nice ince hastalıklılar, nice felçliler bu dua ile, şifa bulmuş nice kocakarılar yiğit mi yiğit levendler ile yuva kurmuş. Duayı okuyup çaresini bulan bir başkasının kapısına bırakırmış ki mutsuz insan kalmasın Kirosun ilinde.

Günlerden bir gün bir hattat’ın eline geçmiş dua. Bakmış ki elden ele dolaşmaktan yırtılmaktan bi haller olmuş. Hemen temize geçmiş duayı kenarını süslemiş köşesini süslemiş, bitirince de cıkardığı işle bir daha gurur duymuş. Derken bir fikir gelmiş aklına 32 tane daha hazırlamış duadan, 33 rakamında sanaraktan kerameti. Bir de not eklemiş sonuna “kim ki inanmaz duanın rahmetine, kim ki çogaltıp koymaz bu duayı 33 evin kapısına başından aşağı müsibetler yağar da gün yüzü görmez bir daha” O gece dagıtıvermiş ihtiyaç sahiplerinin kapısına…

Comments on: "Kiros’un ili, Anka’nın tüyü…" (3)

  1. kirosluyum🙂

  2. sersefilyus said:

    Vira Kirosun ..

  3. Stormcry said:

    Ben bu hikaye tarzını bir yerden hatırlıyorum…🙂
    Her Kiroslunun okuması ve dersler çıkarması gereken, kıssadan hisse alınması amacıyla her okuyanın 33 kişiye daha okutması gereken bir hikaye olmuş…🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: